Kaan Eminoğlu Kişisel Blog
Yolunu Kaybedip Dünyaya Düşmüş Bir Serdengeçti

Ankara Kitap Fuarı'nın Düşündürdükleri

ANKARA KİTAP FUARI'NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



Bugün büyük bir hevesle Ankara Kitap Fuarı'na gittim. Giderken her okuyucu gibi yazarlarla tanışma fırsatı, büyük indirimler ve arayıp da bulamadığım kitapları sahaflarda bulma umudu taşıyordum. Ancak fuar alanına girer girmez poster, kırtasiye araçları ve ayraç satan yayınevlerini görünce derin bir hayal kırıklığı yaşadım. Genç arkadaşlar da sağ olsunlar bu ürünlere haddinden fazla ilgi gösteriyorlardı. Bir de yayınevlerinin bir kitap fuarına yakışmayacak düzeyde olan indirimlerini görünce (İndirimler genellikle yüzde yirmi ve yüzde yirmi beş bandındaydı.) okumak istediğim birçok kitabı alamamanın üzüntüsünü yaşadım. Bana kalırsa kitap fuarlarında indirimler yüzde otuz ve yüzde otuz beş bandında olmalıydı. Yayınevlerinin fuar alanında yaptığı indirimleri, internet siteleri zaten normal zamanlarda da yapıyorlardı. Bu durumda kitap fuarına gitmenin okuyucu için herhangi bir avantajı da kalmıyordu.                                                                                               

Eskiden kitap fuarlarının düzenlendiği şehrin okuma kültürüne katkı bulunmak gibi gizil bir işlevi olduğunu düşünürdüm. Ancak Ankara'da düzenlenen kitap fuarları bendeki bu düşünceyi günden güne yok etmeyi başardı. Öncelikle kitap fuarına giriş için neden iki TL ücret ödediğimizi anlamadım. Ki bu durum fuar alanının girişinde yüz metrelerce kuyruk oluşmasına neden olmuştu. İnsanların sevdiği yazarlarla buluşmasını ve kitap almalarını bir zulüm haline getiren bu ''para çarkı'' sisteminin mantığını bir türlü kavrayamadım. Yaklaşık kırk beş dakika bekleyip fuar alanına girmeyi başardığımızda ise bizi âdeta bir süpermarket mantığı ile alışveriş yapmaya zorlayan bir sitemin varlığına sahip oldum. Fuar alanının içindeki yerel yemek satan dükkânı da dört TL'ye çay satan kafeyi bu alışveriş düzeninin bir parçası olarak değerlendirdim.         

Fuarda en çok talep gören yazarın kim olduğunu görebilmek adına ufak çaplı bir araştırma yaptım. Açıkçası karşılaştığım senaryo sonucunda derin bir hayal kırıklığına uğradım. Okuyucular en büyük rağbeti pop şarkıcısı Can Bonomo'ya göstermişlerdi. Can Bonomo'nun şiir kitabının imza sırası yüz metreleri aşıyordu.                                                   
Bu manzaranın üzüntüsünü atlatmak için fuar kapsamında düzenlenen konferansların programına göz attım. Konferans salonunu bulmakta bir nebze zorlansam da Ahmet Telli'nin fuar kapsamındaki konferansına katıldım. Ahmet Telli konferansta şiirin gerçeklikle olan ilişkisinin şiirin değerini belirlediği ve bu değerin şairin bireysel ve toplumsal olgularla çizdiği doğrular üzerinde ilerlediğini savundu. Ayrıca Telli, ''Ben bestelenecek kadar kötü şiirler yazmadım.'' gibi iddialı bir ifade kullandı. Fuarın konferans programı kapsamında kendine ayrılan süreyi iyi kullanan Telli, ara ara şiirler okuyarak katılımcıların kendisinden beklediği o duygusal atmosferi yaratmayı da başardı.                                                

Konferans sırasında nasıl olduysa oldu ve söz dolaşıp çeviri şiir meselesine geldi. Telli'nin iddiasına göre şiir, ''kesinlikle çevirisi yapılabilen'' bir türdü. Telli, tezini temellendirmek için de şiir çevirisi diye bir şey olmasa Neruda'yı, Lorca'yı nasıl tanıyacaktık gibi bir ifade kullandı. İtiraz edeceğim birçok nokta vardı bu tezinde. Ancak hiçbirini dile getirmedim. Yanlış anlaşılmasın, Ahmet Telli sağ olsun dinleyicilere soru sormaları için birçok kez söz hakkı verdi. Ancak eşit platformlarda olmamamız ve benim konuşma hakkımın kısıtlı, kendisininse konferans sahibi olarak sınırsız konuşma hakkına sahip olması, Telli'nin tezlerine yönelik itirazlarımı gemlememe neden olmuştu..
           

Yayınevlerinde ve konferanslarda aradığımı bulamayınca sahaflara yöneldim ben de. Ancak sağ olsun sahaflarımızın birçoğu ikinci el kitapları sıfır fiyatlarının üzerinde satıyorlardı. Örneğin
Hüseyin Ferhad'ın ''Kılıç İpekte Sınanır'' kitabını almak istediğim bir sahaf, 40 TL gibi uçuk bir fiyattan bahsetti,  ilgilendiğim bir diğer yazar olan Tahsin Yücel'in kitapları ise 30 TL'den başlıyordu. Bu pahalılıkta okumayı çok istediğim Yücel Kayıran'ın kitaplarının fiyatını sormaya cesaret bile edemedim. Almak istediğim birçok kitabı fahiş fiyatlar nedeniyle alamadan, teselli saydığım birkaç kitapla evime dönmek zorunda kaldım.

mukemmel.tr.gg